<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5824625322056633698</id><updated>2011-11-27T17:21:40.825-08:00</updated><title type='text'>Çocuk &amp; Bebek Sağlığı</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Çocuk Bebek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02550821813277081954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>5</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5824625322056633698.post-822855355639518354</id><published>2010-12-18T08:25:00.000-08:00</published><updated>2010-12-18T08:25:19.986-08:00</updated><title type='text'>Okul öncesi çocuklarda beslenme çok önemli!</title><content type='html'>&lt;h2&gt;Çocuğun sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesinde, anne -  babanın tutarlılığı ve çocuğa iyi örnek olması en temel etken... Peki  yeterli ve dengeli bir okul çocuğu diyeti nasıl olmalı?&lt;/h2&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQzgL0j1ZKI/AAAAAAAAABg/dm04INGj_8U/s1600/food-ideas-for-children.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQzgL0j1ZKI/AAAAAAAAABg/dm04INGj_8U/s320/food-ideas-for-children.jpg" width="245" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;Pamukkale Üniversitesi (PAÜ)  Hastaneleri Baş Diyetisyeni Selami Helvacıoğlu, çocuğun sağlıklı  beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesinde, anne babanın  tutarlılığının ve çocuğa iyi örnek olmasının en temel etken olduğunu  söyledi.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;Helvacıoğlu,  okul öncesi dönemde çocuklara yemek konusunda ısrarlı davranmanın  onların yemek yemeği tümden reddetmesine yol açabileceğine dikkati  çekti.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;Erkek  çocuğun babayı, kızın ise anneyi taklit ettiğini belirten Helvacıoğlu,  ''Anne veya baba yemekte seçiciyse ve yemekte titiz davranıyorsa,  çocuğu, 'etrafa sıçratma' diye sürekli uyarıyorsa, çocuğun olumlu  alışkanlıklar geliştirmesi zorlaşır'' dedi. &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;br /&gt;Okul öncesi ve okul çağı döneminin 3-6 ve 6-14 yaş grubunu kapsadığını ifade eden Helvacıoğlu, şöyle konuştu:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;''Okul  öncesi dönem, yaşamın en duyarlı dönemlerinden biri, bu dönemde içinde  bulunan çevre, alınan uyarılar, çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve  ruhsal yönden büyüme ve gelişiminde çok etkin rol oynar. Yapılan  araştırmalar sonucunda yetersiz ve dengesiz beslenmiş çocukların, hem  fiziksel hem de mental yönden geri kaldıklarını gösteriyor. Okul öncesi  dönem, yetişkinlik için temel oluşturan pek çok alışkanlığın  geliştirildiği bir dönemdir. Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme  kadar, iyi geliştirilmiş sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek de  önemlidir.''&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;Helvacıoğlu,  çocukluğunda sağlıklı beslenenlerin ileri ki yaşlarda dejeneratif  hastalıklara yakalanma riskinin daha düşük olduğunu söyledi.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;Günlük  enerji ve besin ögesi gereksinmelerinin karşılanmasının tüm besin  gruplarından yeterli miktarda, uygun bir beslenme düzeni içerisinde  tüketilmesi ile gerçekleşeceğini vurgulayan Helvacıoğlu, şöyle devam  etti:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;''Yeterli  ve dengeli beslenme için gereksinim duyulan besinlerin bileşiminde yer  alan besin ögeleri, kimyasal yapılarına ve vücut çalışmasındaki  etkinliklerine göre 6 grupta toplanabilmektedir. Bunlar; proteinler,  yağlar, karbonhidratlar, mineraller, vitaminler ve sudur.&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;Yeterli  ve dengeli bir okul çocuğu diyetinde toplam enerjinin, yüzde 10 - 20'si  proteinden, yüzde 50 - 60'ı karbonhidratlardan ve yüzde 25 - 35'i  yağdan sağlanmalıdır. Çocukların yeterli ve dengeli beslenmesini  sağlamak amacıyla günlük olarak tüketilmesi gereken 'dört besin grubu'  temel alınmalıdır. Bu besin grupları, süt grubu, et - yumurta -  kurubaklagil grubu, sebze - meyve grubu, ekmek ve tahıl  grubudur.''&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;Okul  çağı çocuk grubunda muhakkak ara öğün olarak kuşluk ve ikindi  saatlerinde meyvelerin tercih edilmesi konusunda anne ve babalara  uyarılarda bulunan Helvacıoğlu, çocukların ara öğünlerinde, fast-food  tipi veya 'abur cubur' tarzı yiyeceklerle geçiştirilmesinin, ana  öğünlerde çocukların iştahının kapanmasına neden olacağını sözlerine  ekledi.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5824625322056633698-822855355639518354?l=cocukbebeksagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/feeds/822855355639518354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/2010/12/okul-oncesi-cocuklarda-beslenme-cok.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default/822855355639518354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default/822855355639518354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/2010/12/okul-oncesi-cocuklarda-beslenme-cok.html' title='Okul öncesi çocuklarda beslenme çok önemli!'/><author><name>Çocuk Bebek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02550821813277081954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQzgL0j1ZKI/AAAAAAAAABg/dm04INGj_8U/s72-c/food-ideas-for-children.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5824625322056633698.post-1243967629612502314</id><published>2010-12-18T08:22:00.000-08:00</published><updated>2010-12-18T08:22:38.039-08:00</updated><title type='text'>Çocuğunuz üstün zekalı olabilir!</title><content type='html'>&lt;h2&gt;Uzmanlar yaşıtlarından farklı üstün özellikler gösteren çocuklarını  dikkatli gözlemlemeleri konusunda ebeveynleri uyarıyor. Özel eğitim  verilmeyen üstün özellikli çocukların yetenekleri zamanla körelebiliyor.&lt;/h2&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQzfd3lW1DI/AAAAAAAAABc/E2hsWwJ1KOY/s1600/cocugunuz-ustun-zekali-olabilir.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="178" src="http://1.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQzfd3lW1DI/AAAAAAAAABc/E2hsWwJ1KOY/s400/cocugunuz-ustun-zekali-olabilir.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;h2&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; font-weight: normal;"&gt;Doğuştan gelen üstün zihinsel özellikleri ve  yetenekleriyle yaşıtlarından farklı özellikler sergileyen üstün  çocuklar, kendilerini farklı kılan özellikleri olumlu yönde  geliştirebilmeleri için özel bir eğitim programına ihtiyaç duyuyor.  Hiperaktiflikleri (aşırı etkinlik) nedeniyle ebeveynleri ve çevresi  tarafından 'haşarı' olarak nitelendirilebilen üstün özellikli çocuklar,  karşılaştıkları baskı nedeniyle doğuştan gelen üstün özelliklerini çoğu  zaman geliştirme imkanı bulamayabiliyor. &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;Sakarya  Bilim ve Sanat Merkezi'nde psikolojik danışman olarak görev yapan  Yıldıray Çamdeviren, üstün çocukların zihinsel, görsel, işitsel ve  sportif yetenekleriyle akranlarından ayrıldığını söyledi.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Üstün  özellikler taşıyan bireylerin sergiledikleri farklı davranışlarla fark  edilebileceğini ifade eden Çamdeviren, şunları söyledi:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;''Her  yaş grubunda üstün diyebileceğimiz bireylerin farklı özellikleri var.  Genelde bu çocuklar erken konuşmaya başlar. Gelişimleri akranlarına göre  çok hızlı olur. Sosyal çevreyi algılamaları da üst düzeyde, empati  (duygudaşlık) yetenekleri çok yüksek. Karşı taraftakilerin hislerini ve  düşüncelerini anlayabiliyorlar. Zihinsel hesap becerileri de yüksek  oluyor. 4 yaşındaki bir çocuk rahatlıkla 2. sınıf düzeyindeki zihinsel  matematik becerilerine sahip olabiliyor. Hiçbir çevre faktörü olmasa  bile ekseriyeti okuma yazmayı öğrenebiliyor ya da okuma yazma düzeyine  gelebiliyor. Bu şekilde karşımıza çıkabiliyor. Çok hareketli oluyorlar  ve sürekli merak ediyorlar, araştırıyorlar.''&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;''HİPERAKTİF ÇOCUKLARA YÖNELİK YANLIŞ KANI''&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Toplumda  hiperaktif çocuklarla ilgili yanlış bir kanı bulunduğuna dikkati çeken  Çamdeviren, hiperaktif olarak tabir edilen hareketli çocukların üstün  özellikli olarak algılanmasının yanlış olduğunu vurguladı. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&amp;nbsp;Yapılan araştırmalara göre toplumda 15 yıl önce  her 100 erkekten 4'ünün hiperaktif olduğunun belirlendiğini kaydeden  Çamdeviren, şöyle konuştu: &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;''Günümüzde  bu oranın arttığını görüyoruz. Farklı fiziksel etkenlerin ve çevre  faktörlerinin verici mesajlarının çok fazla olması nedeniyle hiperaktif  çocukların oranında da bir artış var. Şu anda erkek çocuklar için yüzde  12, kız çocukları için yüzde 8 düzeyinde ifade ediliyor. 15 yıl önce kız  çocuklarında yüzde 2 düzeyindeydi, araştırmalar bu yönde. Genelde  aileleri ve toplumu yanıltan bir şey de hareketli çocuğun zeki çocuk  olarak düşünülmesi. Bu, halen devam ediyor. Aslında hareketli çocukların  tamamı zeki değildir. Nöro biyolojik bir rahatsızlığı olabileceği gibi,  üstünlüğü itibariyle devam ettiği öğretim programının kendisine çok  basit gelmesi ve dikkati üzerine çekebilmek ya da farklı uğraşı alanları  oluşturabilecek hareketlenme yaşıyor da olabilir. Bunların çok iyi  ayırt edilmesi gerekiyor.''&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;Çocuklarının  üstün özellikleri olabileceğinden şüphelenen ailelerin rehberlik  araştırma merkezlerine ya da hastanelerdeki psikologlara başvurmaları  gerektiğini ifade eden Çamdeviren, üstün zihinsel özelliklerin  psikometrik testlerle doğru şekilde belirlenebileceğini belirtti.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;''HER YAŞ GURUBUNUN YÜZDE 3'Ü ÜSTÜN ÖZELLİKLİ OLABİLİYOR''&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Milli  Eğitim Bakanlığı'nın, üstün çocukların eğitimiyle ilgili son yıllarda  önemli çalışmalar yaptığını hatırlatan Çamdeviren, üstün yetenekli  öğrencilerin eğitim gördüğü bilim ve sanat merkezlerinin ülke genelinde  65'e ulaştığını kaydederek, ''Bilim ve sanat merkezleri örgün yapıya  devam eden çocukların, arta kalan zamanlarda proje temelli çalışmalar  yaparak, bilimsel tabanlı çalışma metotlarını, prensiplerini  öğrenebilecekleri bir kurum olarak çocuklara ciddi anlamda hizmet  veriyor. Bilim ve sanat merkezleri bir okul ve dershane olmadığı halde,  üstün çocukların eğitim ve öğretimlerine ne kadar yansıdığına ilişkin  ciddi veriler elde ettik. Bu merkezlerde üstün çocuklar nasıl  çalışmaları gerektiğini bilimsel yönden öğreniyorlar'' diye  konuştu.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;Araştırmacıların  kesin olarak bilinmemekle birlikte, her yaş grubundaki bireyler  arasında yüzde 3'e yakın kesimin üstün özellikli olabileceğini  belirttiğine işaret eden Çamdeviren, ''Her yaş gurubunun yüzde 3'ünün  üstün özellikli olduğu söyleniyor. Anne ve babaların çocukları konusunda  ciddi eğitim almaları gerekiyor. Çocuk denilen kavramın ne olduğuna  yönelik bilgi sahibi olmaları gerekiyor. Normal bir insan yavrusunun  özelliklerinin nelere işaret edeceğini bilirseniz ve bunun üzerinde  performans görürseniz çocuğunuzun üstün olduğunu kavrayabilirsiniz''  şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;''WISC-R' IQ TESTİNDE 130 PUAN ÜZERİNDE ALANLAR ÜSTÜN'' TESTİ''&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Üstün  zihinsel özellikler taşıyan çocukların ''WISC-R'' testiyle IQ  seviyelerinin ölçülebileceğini dile getiren Çamdeviren, sözlerini şöyle  tamamladı:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;''Bu  test 6 yaşından 18 yaşına kadar olan bireylerde kullanılabiliyor. Bugün  tüm dünyada en yüksek düzeyde kullanılan ve güvenilirliği en geçerli  bir ölçümdür. Genelde toplumun büyük bir kısmı 90 ile 110 arasındaki  puana tekabül ediyor. Bunları normal olarak nitelendiriyoruz. Üstün  olarak nitelendirdiğimiz çocuklar ise 110 ile 130 puan arasındaki  öğrenciler değil. IQ olarak ifade ettiğimiz tanımlamanın kastettiği, çok  üstün sınıftaki bireylerimiz 130 puanın üzerindeki bireylerdir. Puan  yükseldikçe deha olarak nitelendirdiğimiz bireyler ortaya çıkıyor. Her  çocuk bu puanı aldığı halde, beklenen davranışı sergileyebiliyor mu,  Sergileyemiyor. Neden? Çünkü normal bireylere göre ayarlanmış bir eğitim  programında çocuklarımız maalesef köreliyorlar ve normalleşmeye yüz  tutuyorlar.''&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5824625322056633698-1243967629612502314?l=cocukbebeksagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/feeds/1243967629612502314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/2010/12/cocugunuz-ustun-zekal-olabilir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default/1243967629612502314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default/1243967629612502314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/2010/12/cocugunuz-ustun-zekal-olabilir.html' title='Çocuğunuz üstün zekalı olabilir!'/><author><name>Çocuk Bebek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02550821813277081954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQzfd3lW1DI/AAAAAAAAABc/E2hsWwJ1KOY/s72-c/cocugunuz-ustun-zekali-olabilir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5824625322056633698.post-7097517463332761502</id><published>2010-12-18T08:19:00.000-08:00</published><updated>2010-12-18T08:19:24.151-08:00</updated><title type='text'>Erkek çocuklar daha çok risk altında!</title><content type='html'>&lt;h2&gt;Astım, erkek çocuklarda kızlardan 2 kat fazla görülüyor. İşte astımın belirtileri ve tetikleyici unsurları...&lt;/h2&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQze6ZxrQOI/AAAAAAAAABY/wTxpF46DJQw/s1600/astim.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQze6ZxrQOI/AAAAAAAAABY/wTxpF46DJQw/s1600/astim.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;Denizli Devlet Hastanesi Başhekimi, Çocuk  Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ramazan Canural, astımın bir solunum  yolu hastalığı olduğunu, doğuştan soluk boruları duyarlı çocuklarda  çevresel koşulların etkisi ile de astımın oluştuğunu ve küçük yaşlarda  daha şiddetli seyrettiğini vurguladı.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;Soğuk  algınlığı ile grip gibi viral enfeksiyonların astımın en önemli  tetikleyicileri arasında bulunduğunu ifade eden Canural, ''Soğuk ve  kirli hava, sigara dumanı, alerji yapıcı maddeler ve yoğun kokular gibi  bazı durumlar astım belirtilerinin çok artmasına sebep olmaktadır'' diye  konuştu.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;İLK ŞİKAYETLER&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Astımın  çocukların yaşamlarının ilk yıllarında öksürük, çabuk yorulma ve  tekrarlayan nefes darlığı gibi yakınmalarla kendini gösterdiğini, bu  yakınmaların alerjenlerin veya hava kirliliğinin bulunduğu ortamlarda  daha da arttığını belirtti. &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;Şikayetlerin gece artmasının astım hastalığının  bir özelliği olduğunu vurgulayan Canural, ''Yatınca artan öksürük  genellikle sinüzit ile ilişkilendirilir. Yanlış değildir, ama astımın da  akla getirilmemesi önemli bir eksikliktir. Çünkü astımlı hastalarda  sinüzit ya da nezle gibi üst solunum yolu hastalıkları 'sessiz' olarak  bekleyen astımın alevlenmesine neden olur'' değerlendirmesinde  bulundu.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;BEBEKLİĞE DİKKAT &lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Astımın  çocuklarda her yaşta ortaya çıkabileceğini ancak büyük çoğunluğunun  bebeklik çağında başladığını ifade eden Canural, hastalığın  belirtilerinin solunum yolundan gelen hırıltı, balgamlı öksürük, bazen  kuru öksürük ve nefes alıp vermede güçlük olduğunu dile getirdi.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;  &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;Astım  hastalığının erkek çocuklarda kızlardan 2 kat fazla görüldüğünü  açıklayan Canural, düzenli sporun, astımlı çocukların akciğer  gelişmesine olumlu katkılar sağladığına dikkati çekerek, özellikle  yüzmenin astımlı ve alerjili çocuklar için en uygun sporlar arasında yer  aldığını belirtti.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5824625322056633698-7097517463332761502?l=cocukbebeksagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/feeds/7097517463332761502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/2010/12/erkek-cocuklar-daha-cok-risk-altnda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default/7097517463332761502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default/7097517463332761502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/2010/12/erkek-cocuklar-daha-cok-risk-altnda.html' title='Erkek çocuklar daha çok risk altında!'/><author><name>Çocuk Bebek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02550821813277081954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQze6ZxrQOI/AAAAAAAAABY/wTxpF46DJQw/s72-c/astim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5824625322056633698.post-9220705312793927445</id><published>2010-12-18T08:16:00.000-08:00</published><updated>2010-12-18T08:17:02.557-08:00</updated><title type='text'>Davranışlarını gözlemleyin...</title><content type='html'>Türkiye'de her 150 çocuktan birinde otizm görülüyor. Uzmanlar çok  sakin, çok hırçın, huzursuz, agresif veya göz teması kurmayan bebeklerin  dikkatle takip edilmesi gerektiği söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQzeYq_3SOI/AAAAAAAAABU/ULBGbIJ-DEk/s1600/Autism-stacking-cans.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQzeYq_3SOI/AAAAAAAAABU/ULBGbIJ-DEk/s1600/Autism-stacking-cans.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;Dicle Üniversitesi (DÜ) Çocuk Hastanesi  Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yaramış, otistik çocukların geriye dönük  video görüntüleri incelendiğinde otizmde görülen davranış ve hareket  şekillerinin tespit edilebildiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Yaramış,  hastalığın genetik kökenli olabildiği gibi çevresel faktörlerden ve  etkilerden kaynaklı reaktif bağlanma bozukluğunun da otizme yatkınlık  gösteren belirtiler taşıdığını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;İLK ÇOCUKLARDA PEK FARKETMİYORLAR &lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Bölgede  otizm vakalarının tahminlerin üstünde olduğunu, akraba evliliklerinin  beraberinde getirdiği bazı genetik hastalıklar veya metabolik  hastalıklara bağlı kandaki kimyasal bozukluklarda da otistik bulgular  gözlediklerini ifade eden Yaramış, Türkiye'de otizm tanısının çok geç  yaşlarda koyulduğunu, özellikle ilk kez anne ve baba olan ebeveynlerin  çocuklarındaki otizme yakın bulguları fark edemediğini bildirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaramış, sözlerine şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Otistik  çocukların geriye dönük video görüntüleri incelendiğinde, otizmde  görülen davranış ve hareket şekilleri tespit edilebiliyor. Bebeklerin  otizme ait iki tip davranış biçimi gösterdikleri gözlenmiştir. Birinci  grupta huzursuz ve sürekli ağlayan bebekler, ikinci grupta ise tam  tersi, son derece sakin ve uslu bebeklerin olduğu gözlenmiştir.  Altlarını ıslattıkları veya acıktıkları halde ağlamamaları, çevreye  ilgisizlikleri dikkatli anne ve babaları endişelendirebilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;İŞTE BELİRGİN DAVRANIŞLAR&amp;nbsp; &lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Video  görüntüler incelendiğinde çocukların kameraya çok bakmadıkları, göz  teması kurmadıkları, gülümsemedikleri, kendi başlarına kalmak  istedikleri, dış dünyadan koptukları, anne kucağında huzursuz oldukları  ve bu nedenle çoğu zaman annenin çocuğunu kucağından bırakmak zorunda  kaldığı yönünde davranış şekilleri tespit edilmiştir. Erken tanı son  derece önemli olmakla birlikte örneğin 5 aylık bir bebeğe bu bulgulara  göre 'otistiktir' diyemiyoruz. Tanı için en azından iki-üç yıl geçmesi  gerekiyor. Ancak böyle bir şüphe halinde bebeği yakın takibe alıyoruz.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;ÇOK SAKİN VEYA ÇOK HIRÇIN BEBEKLERE DİKKAT &lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Yaramış,  erken bebeklik döneminde çocukların ya çok sakin yada agresif ve  huzursuz olabildiğine dikkati çekerek, bu çocukların aileleriyle göz  teması kurmadığını, dış çevreden de soyut bir yaşam sürdüğünü belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerin  her döneminde kendine özgü bir gelişim gösterdiğini kaydeden Yaramış, 3  aylık bir bebeğin başını kaldırabildiğini, bazı sesler  çıkartabildiğini, kendi kendine gülebildiğini, altını ıslattığı zaman  huzursuz olabildiğini, acıktığı zaman ağladığını dile getirerek, 6 aylık  bir bebeğin ise sosyal iletişiminin daha da arttığını, karşısındaki  kişiye tepki verebildiğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;4 AŞAMADA GÖRÜLÜYOR &lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Normalde  bir çocuğun kucağa alındığında sustuğunu, altı ıslandığında veya aç  olduğunda ağladığını hatırlatan Yaramış, dikkatli bir annenin bu  davranış geriliğini erken sezinleyebildiğini ve ilerleyen dönemlerde de  bulguların 4 aşamada kendini gösterdiğini vurgulayarak, şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''İlk  olarak gelişimleri çok geridir. Konuşamazlar. İkinci olarak sosyal  açıdan da geridirler. Sosyal iletişime geçemezler. Üçüncü olarak anormal  bazı hareketlerde bulunurlar. Kollarıyla kanat çırpma, kendi etrafında  dönme, çamaşır makinesinin karşısına oturup onu saatlerce takip etme,  sürekli kapı açıp kapatma gibi. Dördüncü olarak da tümünde olmasa da  zeka açısından daha geridirler. Otistik çocuklar bize genelde 3 yada 4  yaşından sonra başvuruyorlar. Geç kalındığı için tedaviye de direnç  gelişiyor. İkincil otistik bulgulara sahip çocuklar eğitimle  düzeliyorlar. Bu eğilimi gösteren çocuklar eğitimle zamanında okula  başlayacak hale gelebilmektedirler.'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;''2 YAŞINDAN ÖNCE ÇOCUKLARA TELEVİZYON İZLETTİRMEYİN'' &lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Bebeğin  her gelişim safhasında ailenin ciddi rol oynadığını, çocuklara 2  yaşından önce televizyon izlettirilmemesi gerektiğini belirten Yaramış,  ''televizyon izleyen her çocuk otistik olur'' şeklinde kesin bir  yargının bulunmadığını ancak 2 yaşın altındaki yatkın çocukların  çocukların risk grubunda olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaramış, reklamlar ve  kliplerin bu yaş grubu çocuklarda sakıncalı olduğuna dikkati çekerek,  ''Toplumda 'bakıcı sendromu' olarak da bilinen evdeki bakıcıların  sürekli televizyon izlettirmesinin çocukların sağlığı açısından son  derece yanlıştır. İki yaşından önce çocuklarınıza mümkünse televizyon  izlettirmeyin'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailelerin çocuklarında, otizme yatkınlık  veya otizm bulguları bulunduğu gerçeği ile yüzleştiğinde şok  geçirdiklerini, yaşadıkları psikolojik gerginlikle boşanmayı düşünen  çiftlere dahi rastladıklarını bildiren Yaramış, ''Ebevyn öncelikle  otizmin ne olduğunu bilmiyor. Araştırıp öğrendiklerinde şaşkınlık içinde  bize geliyorlar. Otizmin tedavisi biraz sıkıntılı. Sebat ve sabır  isteyen uzun bir süreç'' diyerek, ailelerin çocuklarına faydalı  olabilmeleri için önce birbirlerine destek olması gerektiğini ifade  etti.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;BEBEKLERİN GELENEKSEL YÖNTEMLERLE YETİŞTİRİLMESİ &lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Yaramış,  kliniğe gelen ailelere çocuklarıyla bebek de olsa sık sık  konuşmalarını, göz teması kurmalarını, renkli giysiler giyerek bebeğin  dikkatini toplamalarını önerdiklerini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerin daha  sık kucağa alınıp sevgi gösterilmesi gerektiği tavsiyesinde bulunan  Yaramış, ''Çocukların kendi başına kaldığında bir şeyi saatlerce  izlemesine izin vermeyin. Dikkatini hemen başka yöne çevirin. Otistik  çocukların kesinlikle insanlarla temas etmesi gerekiyor. Ailelere en  önemli tavsiyemiz çocuklarını kalabalık aile ortamında iletişime açık  bir şekilde geleneksel yöntemlerle yetiştirmeleridir'' dedi.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;TÜRKİYE'DE HER 150 ÇOCUKTAN 1'İ OTİZMLİ &lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Diyarbakır  Otizmle Mücadele Derneği (DOMDER) Kurucu Başkanı Mine Onur ise  Türkiye'de 450 bin otizmli çocuk bulunduğunu hatırlatarak, bu veriler  ışığında her 150 çocuktan 1'inin otizmli olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisinin  de otizmli bir çocuğu bulunduğunu ifade eden Onur, oğlu Arda'nın (10)  otizmli olduğunu 2 yaşında fark ettiklerini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir  gazetede otizmle ilgili yayınlanan haber üzerine oğlunun davranışlarını  yakın takibe aldığını, oğlunda da benzer bulguları gözlemlediğini  kaydeden Onur, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Oğluma Marmara  Üniversitesi'nde gelişim bozukluğu tanısı koyuldu. Buna klip ve  reklamları izlemenin neden olduğu belirtildi. 6 ay sonra oğlum  reflekslerini kaybetti. Bardak tutamaz hale gelmişti. Kaz veya ördek  gibi paytak paytak yürüyordu. Doktorlar 6 ay süresince evde oğlumla  ilgilenmemi istedi. 6 ay boyunca müziği ve televizyonu kapattık. 6. ayın  sonunda oğlum bardak tutabildi. Masajlarla bisiklet sürdürerek el ve  ayak refleksini geliştirdik. Bize, 'Oğlunuza otizm teşhisi konuldu.  Artık özel eğitim alabilir' denildi. En büyük üzüntüm 6 ay boyunca neden  eğitim verilmediğidir. Oğlum şu anda 10 yaşında. İlk 6 ayda eğitim  alsaydı durumu daha iyi olabilirdi. Tedaviye geç kalındı.'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;''OTİZM KÖYÜ KURMAK İSTİYORUZ''&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Onur,  otizmli çocukların sağlıklı yaşıtlarına göre gelişimlerinin 7-8 yıl  geri olduğunu ifade ederek, toplumun bu konuda yeterince  bilinçlenmediğini ve otistik çocuklara ''deli gözüyle'' bakıldığını  anlatarak, bazı velilerin otistik çocukların kendi çocuklarıyla aynı  okulda eğitim almasını bile istemediğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedeflerinin  bölgedeki çocukların da batı illerindeki çocuklar gibi Otistik Çocuklar  Eğitim Merkezi'nde (OÇEM) eğitim almalarını sağlamak olduğunu ifade eden  Onur, ''OÇEM veya Otizm Köyü kurmak istiyoruz. Bu konuda çeşitli  girişimlerimiz oldu'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavaklıbağ köyünde yaşayan 4 çocuk  babası Aydın Kurt da (32) oğlu Akif'in (7) 2 yaşından sonra saldırgan  tavırlar gösterdiğini, doktorların oğluna otistik teşhisi koyduğunu  söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 4 yıldan bu yana Akif'i kendi imkanları ile  rehabilitasyona götürdüğünü anlatan Kurt, ''Oğlum kardeşlerine,  eşyalarına, hatta annesine bile zarar verecek şekilde saldırgan tavırlar  gösteriyor. Hayvan seslerinden huylanıp bize saldırıyor. Köyde  yaşadığımız için rehabilitasyona götürürken servis sıkıntısı yaşıyoruz.  Mecburen kendi imkanlarımla şehre getiriyorum. Okullarda bu çocuklara  eğitim verecek özel eğitim uzmanı yok. Tek isteğimiz Diyarbakır'da OÇEM  kurulması'' diye konuştu.&lt;/div&gt;&lt;div class="textBodyBlack"&gt;&lt;span id="byLine"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5824625322056633698-9220705312793927445?l=cocukbebeksagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/feeds/9220705312793927445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/2010/12/davranslarn-gozlemleyin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default/9220705312793927445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default/9220705312793927445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/2010/12/davranslarn-gozlemleyin.html' title='Davranışlarını gözlemleyin...'/><author><name>Çocuk Bebek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02550821813277081954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5ZrTcDer5g0/TQzeYq_3SOI/AAAAAAAAABU/ULBGbIJ-DEk/s72-c/Autism-stacking-cans.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5824625322056633698.post-6348935174885929110</id><published>2010-08-03T09:02:00.001-07:00</published><updated>2010-08-03T09:02:14.188-07:00</updated><title type='text'>Zehirlenmeler</title><content type='html'>&lt;table class="contentpaneopen"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="contentheading" width="100%"&gt;    &lt;/td&gt;          &lt;td align="right" class="buttonheading" width="100%"&gt;   &lt;a href="http://www.cocukbebek.com/index.php/bebek-ve-cocuk-sagligi/47-ilkyardim-ktg/294-zehirlenmeler?tmpl=component&amp;amp;print=1&amp;amp;layout=default&amp;amp;page=" onclick="window.open(this.href,'win2','status=no,toolbar=no,scrollbars=yes,titlebar=no,menubar=no,resizable=yes,width=640,height=480,directories=no,location=no'); return false;" rel="nofollow" title="Yazdır"&gt;&lt;img alt="Yazdır" src="http://www.cocukbebek.com/templates/rt_versatility4_j15/images/printButton.png" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;/td&gt;        &lt;td align="right" class="buttonheading" width="100%"&gt;   &lt;a href="http://www.cocukbebek.com/index.php/component/mailto/?tmpl=component&amp;amp;link=aHR0cDovL3d3dy5jb2N1a2JlYmVrLmNvbS9pbmRleC5waHAvYmViZWstdmUtY29jdWstc2FnbGlnaS80Ny1pbGt5YXJkaW0ta3RnLzI5NC16ZWhpcmxlbm1lbGVy" onclick="window.open(this.href,'win2','width=400,height=350,menubar=yes,resizable=yes'); return false;" title="E-posta"&gt;&lt;img alt="E-posta" src="http://www.cocukbebek.com/templates/rt_versatility4_j15/images/emailButton.png" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;/td&gt;      &lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;table class="contentpaneopen"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt; &lt;td valign="top"&gt; &lt;img align="left" border="0" hspace="4" src="http://www.cocukbebek.com/images/stories/gokturk4.jpg" /&gt;Bitki,  ilaç ya da temizlik maddelerinden kaynaklanan zehirlenmeler çocuklarda  neredeyse tamamen ikiyle beş yaş arasında yaşanır ve en sık iki  yaşındaki çocuklarda görülür. Vakaların yarısında zehirlenme aile  üyelerinden birinin kullandığı ilaçlardan kaynaklanır. Özellikle şekere  benzeyen renkli tabletler küçük çocukları adeta sihirli bir güçle  kendine çeker. Çocuklar için en tehlikeli ilaçlar arasında büyükanne ve  büyükbabaların kullandığı kalp ve tansiyon ilaçları sayılabilir. Altı  yaşın üstündeki bir çocuk ya da altı yaşın altındaki çocuklarda sürekli  tekrarlar halinde ilaç zehirlenmesine uğradıysa, bir psikologa danışıp  sorunun psikolojik bir nedeni olmadığından emin olmak gerekebilir.  ikinci sırada bitki zehirlenmeleri gelir. Parklardaki süs çalıları her  meraklı çocuğu tadına bakmaya davet eden, parlak renkli ve bazıları  zehirli meyveler verir. Oda bitkilerine verilen, zararlı böceklerden  koruyucu ilaçlar da tehlikelidir: Bebeklerde yapraklara dokunmak ya da  ilacın buharını içine çekmek bile zehirlenmeye neden olabilir. Besin  maddelerindeki bakteri ya da virüslere bağlı zehirlenmeler her yaşta  ortaya çıkar. Aşırı alkol içmeye bağlı zehirlenmeler genellikle  ergenlikten itibaren yaşanır. Ancak bazen anne babalarını taklit etmek  isteyen çocuklar da alkol ya da tütünden zehirlenebilir. Bir bebek ya da  küçük çocuk için bir sigaranın bir kısmını yutmak bile yaşamsal tehlike  oluşturabilir. Araba egzozu ve havagazı gibi gazların çoğu  karbonmonoksit içerir. Kapalı alanlar da bu kokusuz gaz kandaki  oksijenin hücrelere taşınmasını engeller ve gaz zehirlenmesi meydana  gelir. Küçük saat pilleri son derece zehirli bileşikler içerir. Çocuk bu  pilleri yutarsa, mide asidi pilin etrafındaki koruyucu tabakayı  eritebilir ve zehirli maddeler sindirim sistemine karışır. Organik boya  çözücülerden (örneğin oje çıkarıcı), benzin ve tinerden zehirlenme, bu  maddeler iyi saklanmazsa, yani kolay ulaşılabilir, iyi kapatılmamış  yerlerde örneğin döner kapaklı şişelerde korunursa, kolayca  gerçekleşebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İLKYARDIM ÖNLEMLERİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Çamaşır  ya da bulaşık deterjanından zehirlenmeye karşı evde bir köpüklenme  giderici, örneğin Lefax® (bu ilaç Türkiye'de yok, ama eczaneye sipariş  edilebilir) ya da Sab simplex® kullanabilirsiniz. Bu ilaçlar reçetesiz  alınabilir. Çocuğunuza ilaçtan bolca verin. Gerekli dozajı ilaç  talimatnamesine bakarak belirleyebilirsiniz. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Tütün, ilaç,  zehirli bitki ya da alkol zehirlenmelerinde önce çocuğun ağzındaki tütün  ya da zehirli bitki artıklarını temizleyin. Daha sonra çocuğu kusturun  ve bolca su içirin. Kusması için çocuğun ağzına parmağınızı sokun ya da  kusturucu ilaç verin (sirup Ipecacuanhae Güney Amerika'da yetişen, kökü  kusturucu olarak kullanılan ipea bitkisinden yapılan bir ilaçtır.  Ülkemizde bulunmamaktadır. Bu nedenle bu uygulama mutlaka doktor  nezaretinde bir tedavi merkezinde yapılmalıdır tıbbi redaktörün notu).  Lütfen çocuğu doktora götürün! &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gaz zehirlenmesinde bütün  pencere ve kapıları açmalı ve çocuğu açık havaya çıkarmalısınız. Çocuğa  derin nefes almasını söyleyin. Solunumu durursa hemen suni solunum  yaptırın. Acil yardım çağırın! &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocuğunuz saat pili yuttuysa, hemen doktora ya da hastaneye götürün. Röntgen çekildikten sonra, pil çıkarılır. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Organik  boya çözücü, tiner ya da benzin zehirlenmelerinde çocuğunuza hemen çay,  su ya da sulandırılmış meyve suyu içirmelisiniz. Kesinlikle  kusturmayın. Süt vermeyin, çünkü süt maddenin daha çabuk kana  karışmasını sağlar. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Zehirlenme nedeninden emin değilseniz, hiç zaman kaybetmeden doktorla temasa geçin! &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;strong&gt;En sık görülen belirtiler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bulaşık ve çamaşır deterjanından zehirlenme:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Mide bağırsak bölgesinde ağrı, asit yanması izleri &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Solunum sorunları &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Temizlik malzemesi, kireç sökücü, agartıcı maddeler, sirke özünden zehirlenme:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Ciltte kızarma,kabarcık oluşumu,kanamalar, asit yanması &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Şiddetli ağrılar, solunum ve yutkunma zorluğu &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Alkol, ilaçlar, tütün ve zehirli bitkilerden zehirlenme:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Tabletler ya da sigara paketi gibi zehir izleri &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kusma, bilincin gidip gelmesi &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Daha önce sorunu olmayan çocuğun birden, nedeni belirsiz hastalanması &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Gazlardan zehirlenme:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı ya da kusma &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Nefes darlığı ve bilincin gidip gelmesi, bilinç kaybına kadar gidebilir &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Benzin, tiner ya da organik boya çözücü maddelerden zehirlenme:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Çocuğun nefesinde boya çözücü madde kokusu &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bilincin gidip gelmesi, bilinç kaybına kadar gidebilir &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kramp nöbeti, uykulu bir hal &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5824625322056633698-6348935174885929110?l=cocukbebeksagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/feeds/6348935174885929110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/2010/08/zehirlenmeler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default/6348935174885929110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5824625322056633698/posts/default/6348935174885929110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cocukbebeksagligi.blogspot.com/2010/08/zehirlenmeler.html' title='Zehirlenmeler'/><author><name>Eloxy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
